İngiltere sokaklarında kurulan devasa mobil ses sistemleri ve hoparlör yığınları önünde dans eden insanlar.

Ses Sistemleri Tarihi Bölüm 1 Sokaklardan Modern Müziğe Uzanan Kültürel Devrim

Ses Sistemleri Tarihi Bölüm 1 Sokaklardan Modern Müziğe Uzanan Kültürel Devrim

Bugün kulüplerde, festivallerde veya kulaklıklarımızda dinlediğimiz hip-hop, drum and bass, dubstep ya da grime gibi türlerin arkasında tek bir gizli kahraman var: Ses Sistemleri (Sound System) kültürü. Birleşik Krallık sokaklarını ve dünya müzik tarihini kökten değiştiren bu hareket, sadece müzik çalmaktan çok daha fazlası; bir topluluğun varoluş mücadelesi ve kültürel bir devrimdi.
Peki, bir minibüsün arkasına yüklenen devasa hoparlör yığınları nasıl oldu da modern müziğin temel taşı haline geldi? İşte ses sistemlerinin kökeninden günümüze uzanan büyüleyici tarihi.

Ses Sistemi Nedir? (Bir Çete Ama Müzikal Olanından)

En basit tanımıyla ses sistemi; devasa hoparlör yığınlarından (rig) oluşan, bir minibüse yüklenip her yere taşınabilen güçlü ve mobil bir diskotektir. Çok yüksek sesli, kaliteli ve adeta ruhani bir deneyim sunan bu sistemlerde, her üyenin askeri bir hassasiyetle işleyen rolleri vardır:
    • Box Boys (Kutu Taşıyıcıları): Tonlarca ağırlıktaki hoparlörleri depodan minibüse, oradan da etkinlik alanına taşıyan ve kurulumu yapan kas gücü.
    • Operatör: Tüm kabloları bağlayan, sesi mekana göre akort eden ve etkinlik boyunca kusursuz duyulmasını sağlayan teknik sihirbaz.
    • Selector (Seçici): Plakları kutudan çıkarıp doğru zamanda çalan, yani sistemin DJ’i.
    • MC (Master of Ceremonies): Mikrofonda topluluğa hitap eden, enerjiyi yükselten ve müziği sunan söz üstadı.


ses sistemleri tarihi

Jamaika Gettolarından Londra Sokaklarına Zorunlu Bir Göç

Ses sistemi kültürünün kökeni Jamaika’nın Kingston gettolarına dayanıyor. 1950’ler ve 60’larda Jamaika’dan İngiltere’ye göç eden topluluklar, bu benzersiz kültürlerini de yanlarında getirdiler.
Ancak İngiltere’de karşılaştıkları manzara hiç de iç açıcı değildi. Dönemin gece kulüplerinin kapılarında “İrlandalılar, siyahiler ve köpekler giremez” tabelaları asılıydı. West End’deki lüks kulüplere girmesi yasak olan göçmen topluluğu, kendi alanlarını yaratmak zorunda kaldı.
Hafta sonları evleri boşaltıp yasadışı ev partileri (blues parties) düzenlemeye başladılar. Dönemin ana akım radyoları ska ve reggae gibi müzikleri kesinlikle çalmıyordu. Bu yüzden yeni bir şarkının başarılı olmasının ve topluluğa ulaşmasının tek yolu, bu yeraltı ses sistemlerinde çalınmasıydı. Etkinlikler büyük bir gizlilikle yürütülür, minibüs mekana yanaşır yanaşmaz ekipmanlar 15 dakika içinde kurulup baslar patlatılırdı. Bu baslar öyle güçlüydü ki, salondaki her şeyi sarsar ve insanların moleküllerine kadar işlerdi.

Karnaval Etkisi ve İngiltere Genelinde Yayılma

Kültürün kırılma noktası, Bob Marley’nin reggae müziğini tüm dünyaya sevdirmesi ve 1973 yılında ses sistemlerinin Notting Hill Karnavalı’na resmi olarak dahil edilmesi oldu.
Karnaval sayesinde bu kültür sadece siyahi toplulukla sınırlı kalmadı; uluslararası ve kozmopolit bir kitleye ulaştı. İngiliz ses sistemleri çok daha eklektik ve deneysel bir hal aldı. Londra’nın yanı sıra Birmingham, Nottingham, Leeds ve Manchester gibi şehirlere yayıldı.
Bu dönemde iki büyük ekol ortaya çıktı:
    1. Roots Ekolü: Jah Shaka, Aba Shanti ve Channel One gibi sistemlerin temsil ettiği, tamamen bas odaklı ve düz ritimli (four-to-the-floor) mistik tarz.
    2. Rub-a-Dub Ekolü: Geleneksel Karayip-Jamaika esintileri taşıyan ve güçlü MC’leriyle öne çıkan Saxon Sound gibi sistemler.

İtibar Savaşı: Sound Clashes (Ses Savaşları)

Bu iş asla para kazanmak için yapılmazdı. Amaç; en iyi mikse, en iyi MC’ye veya en kaliteli sese sahip olarak sokakta itibar kazanmaktı. İki sistem karşı karşıya geldiğinde aralarındaki rekabet, mikrofondaki hitabetin ve özel plakların (dubplate) yarıştığı “sound clashes” (ses savaşları) ile çözülür ve seyirciden en çok alkışı alan, yani en iyi ses çıkaran kazanırdı.

Ses Sistemlerinin Modaya Etkisi: “Şık Olmak Zorundasın”

Ses sistemleri sadece müzik değil, aynı zamanda dönemin en büyük moda merkeziydi. Çünkü hafta sonları insanların en güzel kıyafetlerini giyip dışarı çıkabildiği tek güvenli alandı.
    • 70’ler: Jamaika esintili büyük yün bereler (Tam) ve İngiliz “mod” akımının birleşimiyle keskin bir tarz hakim oldu. Çorapların görünmesi için paçaları kısa kesilmiş pantolonlar ve ceplerden sarkan renkli mendiller modaydı.
    • 80’ler: Dönem lüksleşti. Gucci şapkalar, Farah pantolonlar (Farah slacks), İtalyan gömlekleri ve timsah derisi ayakkabılar pistleri süsledi. Erkekler kalın halat zincirler ve oniks taşlı yüzükler takarken, kadınlar hareketli danslar sırasında düzleşen pileli etekleriyle ikonikleşti.


Modern Müziğin Gizli Temeli

Bugün ses sistemi kültürü hak ettiği değeri her ne kadar ana akım medyada göremese de, bugün dinlediğimiz hip-hop, drum and bass, grime ve dubstep gibi türlerin tamamı bu köklerden doğmuştur.

Bugün stadyumları dolduran Skepta veya Wiley gibi İngiliz grime sanatçılarının sahnede yaptığı MC’lik, aslında geçmişte küçücük bir odada bir mikrofon ve bir ritim eşliğinde coşku (pull up) yakalamaya çalışan o eski maestro’ların yarattığı saf enerjinin birebir devamıdır.
Ses sistemleri, müziğin sadece dinlenen bir şey değil, aynı zamanda tüm vücutla hissedilen ve toplulukları birleştiren devasa bir güç olduğunu dünyaya kanıtlayan en büyük müzik hareketidir.

Share This Story, Choose Your Platform!

About the author : Sesadmin

Kategoriler