
Müziğin İnsan Yaşamına Girişi
Müziğin İnsan Yaşamına Girişi
Müzik insan yaşayışına ne zaman ve nasıl girmiştir? Bunu kimse kesinlikle bilemeyecektir belki de. Ama, bu girişin çok eskiden, konuşmadan bile önce olduğunu
düşünmek akla aykırı değildir. Mağaralarda yaşayan ilkel insanlar müzik sesi verebilecek bazı ses kaynaklarım tanıyor olmalıdırlar. Ömeğin, esen rüzgann ataklıktaki kırık kamışlarda çıkardığı sesleri duymuş ve böyle bir kamışa kendileri de üfleyerek ses çıkarmaya çalışmış olabilirler.
Ya da, belki daha sonraları, gerilmiş bir kirişten çıkan sesler ilgilerini çekmiş olabilir. Bunların hangisi veya hangileri etkin olmuştur bilemiyoruz. Belki de hiçbir uman kesinlikle bilemeyeceğiz Ama, müzik duygusunun oluşması için değişik frekanslı çeşitli seslerin algılanması gerektiğine göre, herhangi bir sesi duyan veya herhangi bir yolla çıkaran ilkel insanın, bunun ardından gelecek (ya da onunla birlikte duyulacak) ve hoşa giden bir duygu uyandıracak değişik sesler aramış olduğu ve bunu herhangi bir yolla elde etmiş bulunduğu da açıktır. Frekansı twlirli bir ses acaba hangi sesin ya da hangi seslerin çağrışımını yapa”? Bunun yanıtını, seslerin fiziksel yapısı ve işitme sistemimizin ses algılama mekanizması hakkında bildiklerimize dayanarak daha güvenle verebiliriz Belirli bir ses, her zaman kendisiyle birlikte ortaya çıkan, kendisiyle sıkı ilişkisi bulunan, txyinde kendisiyle birlikte depolanmış olan sesleri anımsatacak ve aratacaktır. Bütan doğal seslcr, frekansları birbirinin tam katı olan bir çok basit sesten oluşur.
Böylc bir karmaşık sesin taşıdığı toplam enerji sclcnlcr arasında eşit olmayan bir şckildc paylaşılmıştır. Ilcmcn hcr zaman enerjinin büyük bir kısmına birinci sclcn (temci ses) sahiptir. İkinci sclcn (tcmcl sesin üşt sekizlisi), üçüncü sclcn (tcmcl sesin ost beşlisi) vc diğerleri gitgidc azalan miktarlarda cncrji taşır. (Bir tcldcn cldc cdilcn seslerde seslerin enerjilerinin selen karcsiylc ters orantılı olduğunu numarasının söyleyebiliriz) Normal gürlükteki seslcrdc, işitme sistemimizi uyarabilccck, onun dcğcrlcndırme yapmasını sağlayabilecck ve sonuç olarak depo cdilcbilccck cncrjiyc sahip olan selcnlcr yalnızca ilk uç selendir. Dolayısıyla işitme sistemimizde değerlendirilen ve tek bir ses (tcmcl ses) olarak algılanan her hir ses, beynimizc sekizli vc tRşlisıylc birlikte kaydedilmiş olacaktır.
Öyleyse, henüz müziğin başlangıcında bulunan bir insan, twlirli bir sese bağlanabilecek, onunla ilişkilendirilebilecek değişik bir ikinci ses ararken, işitme sisteminde hazır bulunan ilişki kayıtlarının etkisinde kalacak, bu ilişkilerm çağrıştırdığı sesleri arayacaktır. Görünüşte yeni olan bu değişik sesler, daha
önce txynine txlki de açıkça farkedilmcden kaydedilmiş bilgilerle uyuştuğu için onları yadırgamadan kabul «idilebilcccktir. Müziğin başlangıcında bu birbiriyle ilişkili yeni yeni scslcrin hangi kaynaktan (bir kamış parçasından mı, kendi sesiyle mi, bir yay kirişinden mi) elde edilmiş Iduğunun aslında bizim amaçlarımız için çok önemi yoktur. Önemli olan, aranılacak ve çıkarılmak istenec seslerin hangi sesler olduğudur Ama konuyu utlaştırarak izlemeyi kolaylaştırmak için, ilkel
İnsanımızın tek telli bir çalgıyla işc başladığını ve arayıp bulduğu her yeni ses için yeni bir perde bağlayarak çalgısını gitgide geliştirdiğini düşüneceğiz Böylcce, doğal müzik dizilerinin en baştan başlayarak nasıl geliştiğini adım adım izleyebileceğiz (Sözünü ettiğimiz diziler, seslerin fiziksel yapısının ve işitme
sistemimizin özxlliklerinin Yönlendirmesiyle oluşmuş dizilerdir. İnsanın bu olaydaki katkısı yalnızca bu yönlendirmeyi sezmek ve dizileri o doğrultuda oluşturmaktan ibarettir. Bu nedenle böyle dizilere haklı olarak doğal diziler diyebiliriz)


